ergenekon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ergenekon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2013 Çarşamba

Binbaşı Ersever'in İtirafları / Soner Yalçın / Doğan Kitap




Adı               : Binbaşı Ersever'in İtirafları
Yazar           : Soner Yalçın
Çeviren        : -
Sayfa           : 228
Yayınevi     : Doğan Kitap
Baskı           : 30. Baskı
Fiyat           : 17,00 TL


* Jandarma Genel Komutanlığı'nda 70'li yıllarda iki grup ortaya çıkmıştı. Sosyal-demokratların oluşturduğu ve başında Korgeneral İsmail Selen'in bulunduğu grup ile MHP'lilerin bir araya gelip liderliğini Korgeneral Hulusi Sayın'ın yaptığı ekip. İki grup sürekli çatışma halindeydi.
Sf. 29


* "Kontragerillacı subayların" 70'li yıllardaki "karargahları" ise Ankara'daki Jandarma Okul Komutanlığı'ydı.
Sf. 29


* "Grup komutanının alt kadrosunda bir veya iki subay ile birkaç astsubay görev yapar. JİTEM Komutanlığı'na bağlı; gerilla gibi giyinen, altlarında özel arabaları bulunan JİTEM Komutanları dışında kimseden emir almayan, kendi başlarına buyruk çoğunlukla dağda gezen, mağaralarda kalan timler vardır. Kaç tim olduğunu bilmiyorum."
Sf. 31


* JİTEM timlerinin gizli ödenekleri vardır. Bu timlerde görev yapan subaylar çok iyi para kazanırlar. Bol primi, ikramiyesi vardır. Özellikle iyi istihbarat alındığında primleri artar.
Sf. 32


* Astsubay, Güneydoğu'da görev yapan bazı subayların uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yaptıklarını iddia ediyordu!
Sf. 32


* Yüksekova'da bir köyde, 'eroin imalathanesi var' diye duyum alınıyor. Köye baskın düzenleniyor. Köylülerle yapılan pazarlık sonucu Yüksekova Merkez Jandarma Karakol komutanı astsubay milyonlarca lira rüşvet alıyor. Sıfır hattında, yani sınırda bulunan bölük.komutanlarının, alay komutanlarının, il jandarma alay komutanlarının yüzde 80'i bu işin içindedir.
Sf. 33


* ''JİTEM timleri, muhbirler, PKK itirafçıları aracılığıyla tespit ettikleri sığınaklardan ele geçirdikleri silah ve mermileri kaçakçılar vasıtasıyla PKK'ya, Kuzey Irak'taki peşmergelere satıyorlar!"
Sf. 34


* Cem Ersever Silopi'de MHP'li olduğunu her fırsatta dile getirmesiyle ünleniyor. O yıllarda Kartal Tibet'in başrolünde oynadığı Tarkan filmleri çok popüler. Tarkan'ın Kurt'undan etkilenen Ersever yanında köpekle geziyor. Köpeğin ası ise Ecevit!
Sf. 39


* Ülkücü Hüsamettin Aliveli'nin ifadesinde, Ersever'in Muhsin Yazıcıoğlu tarafından, ünlü kaçakçı Nejat Söyler,e ait TIR'da yakalanan tabancalar ve kaçak mallar için görevlendirilerek İstanbul'a gönderildiği bildiriyor.
Sf. 41


* Ersever 1988 yılında Şırnak bölgesinde görev yaptığı dönemde, İdil ilçesinden Mehmet Bayar adlı bir.kişiyi gözaltına alıyor. Daha sonra Bayar'ın koynuna bomba koyup, ellerini arkadan bağladıktan sonra kaçmasını söylüyor. Mehmet Bayar kaçarken bomba patlıyor ve ölüyor. Bayar bu olaydan sonra TRT ekranlarında terörist olarak gösteriliyor! Ceset İdil Taburu'nun bahçesine gömülüyor.
Sf. 42


* Ersever Silopi'ye geldiğinde hac konaklama tesislerinde kalır.
Sf. 42


* ''DEP Şırnak Milletvekili Orhan Doğan, Binbaşı Ersever'in samimi arkadaşıdır. Diyarbakır'da yedikleri içtikleri ayrı gitmezdi."
Sf. 43


* PKK'nın tek yanlı ateşkes kararından sonra başta İçişleri Bakanı İsmet Sezgin olmak üzere bazı siyasilerin PKK lideri Abdullah Öcalan'a `Bay Öcalan' diye hitap etmeye başladığına dikkat çeken Ersever bu yaklaşımın PKK'ya karşı verilen mücadeleyi zarara uğrattığını söyledi.
Sf. 45


* ...Celal Talabani. Çok açık seçik söylüyorum, bu adan bir siyasi fahişedir.
Sf. 53


* Mevcut köy kanununa bir madde eklenip ''köy koruculuğu" denilen ucube teşkilat ortaya çıkarıldı.
Sf. 60


* Geçici köy korucularına verilen tüfeklere, fişeklere ''GKK'' damgası basılsın. Eğer bu GKK damgalı mermiler, tüfekler PKK'da çıkarsa, GKK, PKK'ya yardım ediyor demektir. Biz daha bu GKK damgasını basamamışız. Bunlar köylerinde birbirine sırtlarını dönemeyen adamlar. Bunların, PKK gibi kurnaz, siyasi ve askeri bir organizasyona karşı mücadele etmesi isteniyor. ''Korucular arasında samimi olarak PKK'yla dövüşen yoktur'' demiyorum, vardır. Ama kırk küsur bin köy korucusu arasında, bunun sayısı bini geçmez. Geri kalanı hiçbir işe yaramaz.
Sf. 60


* Devlet daha kendi sevk ettiği askerinin adını bilmiyor. ''Öldürülen erlerden bazılarının kimliği tespit edilmemiştir'' diye açıklama yapılıyor.
Sf. 62


* Ben Türk milletinden peygamber çıkmadığına seviniyorum. Çünkü Tanrı, peygamberlerini, nizamından çıkmış, yolundan çıkmış, kokuşmuş insan topluluklarına göndermiştir ve tüm peygamberler Arap'tır.
Sf. 63


* Savaş siyasetin başka araçlarla devamıdır.
Sf. 64


* Bugüne kadar söylediklerini yalanlamasaydı, Apo zaten ayakta duramazdı. O kadar kadroyu da öldürtmezdi. Çünkü ''Böyle demedim, kadro yanlış yaptı´´ demiştir.hep. Ve kadrolarının ''hata yaptı'' diye kafasını koparmıştır. Kafasını koparmazsa hesabın kendinden sorulacağını bilir.
Sf. 64


* Dünyanın hiçbir yerinde, silahlı mücadelenin olduğu bir bölgeye, ekonomik, siyasi hiçbir yatırım yapılmaz. Bir çivi bile çakılmaz. Çakılırsa, taviz verilmiş olunur. ''Güneydoğu'ya yatırım yapılmasın, kalkındırılmasın'' demiyorum ben. Söylemek istediğim yapılacak her yatırımın, halkta ''Bunlar PKK'nın sayesinde yapılıyor'' izlenimi vermesi. TC böyle bir yanlışı yapmıştır...
Sf. 68


* Kuzey Irak harekatı, PKK'yı Sinaksd, Zivi, Haftanin, Kutalınan, Şivi, Hakurk gibi kamplardan, o yeraltındaki pis barınaklardan, sığınaklardan çıkarmış, Erbil'in, Süleymaniye'nin kaloriferli veya sobalı dairelerine taşımıştır. Başka bir işe yaramamıştır Kuzey Irak harekatı...
Sf. 73


* Abdullah Öcalan, Bekaa'da yüzlerce Kürt gencini ''MİT ajanı'' diye kurşuna dizdirmiştir. Serxwebun'da, Berxwebun'da bunların resimlerini yayınlamıştır.
Sf. 86


* Celal Talabani kalktı bana, geçen yıl oturuyoruz Süleymaniye'de karargahında, kütüphanesinde konuşuyoruz. Ben dedim ki ''Kürtler Turani'dir.'' ''Evet" dedi, "Kürtler Turani'dir." Ben buna inanıyorum. "Peki bu konuda neden kitap yazmıyorsunuz?" dedim. "Vallahi, ben çok yazdım" dedi. Kalktı kütüphanesinden üç dört kitabı çeki, "O zaman Marksizm-Leninizm modaydı, hep onların üzerine yazdım şimdi pişmanım" deyip lafı kapattı.
Sf. 100


* ...askeri operasyonları Amerika icra eder. İstihbarat çalışmalarını İngiltere yürütür. Kültürel.faaliyetleri Fransa yürütür. Bu dolapların çevrilmesi için ortalığın karışması gerekir. Bunu tezgahlayan da Almanya'dır.
Sf. 105


* Hilal ANAP Belediye Başkanı Yakup Kara ve dört arkadaşını otomobilden indirerek kurşuna dizenler Babatlardır. İkinci bölge, korucu Babatlardan sorulur.Bu bölgedeki tüm faili meçhul olayların tetikçisi korucu Babatlardır. Babat aşiretinin reisi Hazım Babat aynı zamanda korucu başıdır. Devlete yaranmak için çekinmeden adam öldürür.
sf. 137


* Eski MHP'lilerin bölgeye gelmesinin tek nedeni adam öldürmektir.
Sf. 140


* Şimdi bizde PKK'lılardan ele geçirilen silahların hepsi envantere geçirilmez. Bir kısmı alıkonur.
  Bunlara biz 'pis silah' deriz. Bu beş kişinin kurşuna dizilmesi gibi olaylar gerçekleştirilirse öldürülenlerin yanlarına bu pis silahlar bırakılır. Savcılık araştırma yapmaz, yapsa da bu silahlarla korucuların, güvenlik güçlerinin, öldürüldüğünü tespit eder! Silah zaten PKK'lılardan yakalanmıştır. Sanıyorum İstanbul'daki infazlarda da aynı oyun tezgahlanıyor.
sf. 144


* ... itirafçılardan önemli adamlar 1986 yılından beri Olağanüstü Hal Bölge Valiliği lojmanlarında oturuyorlar. Bunların hepsini devlet besliyor. Açın sorun Ünal Erkan'a bu itirafçıların resmi sıfatları var mı? Neden lojmanda oturuyorlar?
sf. 161


* Bu adamlar devleti de soyuyorlar; Pişmanlık Yasası'ndan yararlanıyorlar. Yasaya göre bir itirafçı diyor ki: 'Ben bakkallık yapacağım.' Kiraladığı dükkanın kontratını ve aldığı malların faturasını getiriyor, devlet bu giderlerin parasını hemen ödüyor . Üstelik bununla da kalmıyor. Bu adamlara her ay istihbarat ödeneğinden 2-3 milyon lira harçlık veriyor. Bu itirafçılar çok acımasız insanlardır. Bizden daha milliyetçi kesilmişlerdir. Bir numaralı PKK düşmanıdırlar.
Sf. 162


* Neden kontragerilla cesetleri hep jandarma bölgesine bırakıyor? Nedeni belli: Jandarma cinayetleri çözebilecek teknolojiye sahip değil! Kriminal, balistik hiçbir laboratuvarı yok. Bu konularsa yetişmiş tek bir elemanı bulunmuyor.
Sf. 199

1 Temmuz 2012 Pazar

Hapiste Yatacak Olana Öğütler / Tuncay Özkan / Cumhuriyet Kitapları






Adı               : Hapiste Yatacak Olana Öğütler
Yazar           : Tuncay Özkan
Çeviren        : -
Sayfa           : 147
Yayınevi     : Alfa Yayıncılık
Baskı           : 6. Baskı
Fiyat           : 12,00 TL




* Düşünce suçlusu için: Düşünen, ifade eden, karşı çıkma hakkını kullanan insanın var olma diyetidir hapis.
sf. 17

* Mezarlıkta korku olmaz.
sf. 19


* Mahkûmun kötüsü derdini ya mübaşire ya gardiyana anlatandır.
sf. 21

* Cezaevi olanaklar ile kültürlerin çatıştığı bir yerdir. Siz olanaklara göre evrileceksiniz. Yoksa yok olursunuz.
sf. 24

* Unutmayın mezarlıklar temiz ve gösterişli olmalı. Koğuşunuz temiz olmalı ki, ''cesediniz'' yakışıklı görünsün!
sf. 26

* Bir arkadaş her banyo ve çamaşırdan sonra havluyu atar, erkeklik organını kameraya sallardı. Müdür ''Ayıp oluyor. Memura hakaret, lütfen yapmayın'' demek zorunda kaldı.
sf. 34

* Cezaevinde yemek değil ömrünüzü yediğinizi aklınızdan çıkarmayın.
sf. 45

* Çok başarılı ve yetkin bir insan, hapiste geleceğinin yok edildiğini düşünürse kanser olur. Onun için tavsiyem, geleceğinizin güzelliğine inanın. Özgürlük ve barış için kavganızı sürdürün. Beden ve ruh sağlığınızı koruyun.
sf. 74

* Yaşar Ağabey (Yaşar Kemal) anlatmıştı. Paris'te Nazım Hikmet, vasiyetini söylemiş ona:
   ''Yaşar, ben ölürsem ve bizimkiler iktidara gelirse üç vasiyetim var:
   1-Bursa Cezaevi Müdürü İzzet Rıza Akçal'a bizim çocuklar iktidara gelince dokunmasınlar. O, beni cezaevinden otele çıkardı. Tedavimi yaptırdı. Yoksa ölürdüm. Onun sayesinde yaşıyorum.
   2-Eşlerimi ve çocuğumu muhannete muhtaç bırakmasınlar.
   3-Bizim bayrağımız çok güzel. Dünyanın en güzel bayrağı, ona orak çekiç filan katmasınlar. Böyle kalsın''
sf. 74-75

* Tecritte günü yakalamanın geleceği yakalamak olduğunu anladım. Onlar haklıymış. Geleceği alkışla karşılamak lazım. Hem de her gece.
sf. 109

* Hastahanede doktorsuzluk neyse, hapiste avukatsızlık da odur.
sf. 111

* Birol Başaran, bir volta zamanında, niye dönüp duruyorsunuz sorusuna , fıkralı bir yanıt verdi:
   Köylü, su değirmenine eşeği bağlamış. Eşek hiç durmadan dönüyormuş. Bir şehirli ''Yahu demiş; bu eşek hiç sağa sola neden kaçmıyor? Neden durmuyor?'' Köylü; yanıtı yapıştırmış: ''sendeki akıl onda ne gezer beyim!''
sf. 113-114

* Güzel olan zor elde edilir!
sf. 123

* Lümpen Almanca bir sıfattır. Toplumsal sınıf bilinci olmayan, içinde bulunduğu toplumun kültürüne yabancı düşen, sözde bilgili tutum ve davranışlarıyla itici olan demektir. Serseri halinde olmak demektir.
sf. 125

* Gazete kağıdı aynı zamanda yemek masasının masa örtüsüdür. Magazin bölümlerini severseniz iştah açıcı etkisi vardır. Diyet yapanlar üçüncü ve birinci sayfaları serebilir.
sf. 134

* Dış iletişimde önemli araçlardan biri televizyonların SMS hatlarıdır. Alt yazıda aileler, dostlar mesajlarını iletirler, müzik kanalları amaca çok uygundur. Hele ziyaret sonrası ailelerin sağ salim ulaştıkları haberi buralardan alınır.
sf. 144